Makaleler

Yeni Dönem |
Seçimler yapıldı ve tekrar geriye dönüşü olmayan yeni bir döneme girildi.
Mevcut sonuçlara göre halkın yarısı iktidarın devamı lehine oy verdi. Daha önce yazmış olduğum “son tahlil” isimli yazımda da belirttiğim üzere lehte oy verenlerin çoğu daha önceki siyasal idarelerce yok sayılmış, dikkatte alınmamış, horlanmış, aşağılanmış kesimdi. Benzetmemi mazur görün ama bir zamanlar ABD’nin Afrika Kökenlilere yaptığı muameleye maruz kaldılar. Kendilerini kucaklayan bir siyasi örgüt ortaya çıkınca da hiç düşünmeden destek verdiler.
Diğer görüşlere mensup partiler ve yandaşları ise siyasal, kültürel, sosyal bakımdan kendileri üstün ve daha eğitimli gördüklerinden tabandan gelen bu toplumsal gelişimi ve değişimi dikkate almadılar. Çünkü onlar ne tarafa çekilirse gidecek cahil bir kitle idi. Ama bu kitleyi arkasına alan parti o kadar bilimsel çalıştı ki, sadece bu kitleyi değil, bu kitleyi idare etmeye talip sermayelerinde desteğini aldı.
Bu sermayeler çok çeşitli,
A- Avrupa Topluluğu
B- ABD
C- IMF üzerinden küresel güçler yani sözde çok uluslu ama belli kişilere hizmet eden firmalar
D- Yeşil Sermaye
E- Her dönem mevcut durumdan faydalanan Türk Holdingleri
Şimdi yeni başlayan dönemde yeni bir çok hesap yapılmakta. Ağır yenilgi alan CHP, DP ve MHP kendini sorgulamak yerine bahaneler öne sürmekte ve hatta bazıları utanmadan başarılıyız bile demektedir. Bence bu partilerin bir an silkinmeleri, benzer fikirdeki siyasi örgütlerle birleşme ve işbirliğine gitmeleri, köklü bir kadro değişikliği yapmaları, parti içi demokrasiyi işler hale getirmeleri, yeni seçilecek kadroların geniş kapsamlı bilimsel çalışmalar ile yeni politikalar üretmeleri gerekmektedir.
Tabi tek çalışan muhalefet olmayacaktır. Yukarıda destek aldığı noktaları da saydığım iktidar ve yandaşları da çalışmaya başlamıştır. Daha önceki iktidarlardan farklı olarak ve hatta 59. T.C. Hükümetinden de farklı olarak 60. T.C. Hükümeti kendisine en az oy çıkan yerleri eskisi gibi cezalandırmak yerine bence büyük yatırımlar yapacak ve daha önce görülmemiş hizmetler götürecektir.
Bunun sebebi ise sadece oy almak değildir. Zaten mevcut durumda iktidarın oy kaygısı yoktur. Amaç olası bir darbenin önüne geçmektir. Çünkü Avrupa olabilecek bir darbeden korkmaktadır. Hala Türkiye’de bazı kesimler çalışıp politika yapmak yerine sıkışınca ordu gelsin darbe yapsın söylemleri içindedir.
Peki Avrupa’nın korktuğu darbe olursa ne olur. Türkiye’nin Avrupa’yla bağları kopar. Avrupa’nın baskısıyla ABD ile de bağlar kopar. Çünkü ABD Irak’ta yaptıklarından sonra Avrupa’nın desteğini almadan Türkiye’deki bir darbe yönetimini destekleyemez.
Darbe yapan bir ordu silah ihtiyacını Avrupa ve ABD’den sağlayamazsa Rusya ve İran’la iş birliğine girecektir. Bu da bölgede hatta dünyada önemli bir güç oluşturup bütün dengeleri alt üst eder. Hem siyasal, hem de ekonomik olarak. Böyle bir gücü başta Çin, Eski Sovyet Cumhuriyetleri ve Müslüman Dünyası olmak üzere bir çok ülke destek verecektir.
Avrupa bir darbe ve yukarıdaki gelişmelerin olmaması için mevcut iktidarın aldığı oy oranına rağmen uzlaşmacı olmasını istemektedir. Önümüzdeki günlerde hem Avrupa hem de iktidar bir çok şirinlik yapacaktır. Bunlar maalesef kara kaşımız, gözümüz için değildir.
Muhalefetin artık uyanma vakti gelmiştir. Yukarıda da saydıklarımı bir an önce yapmaya başlamaları gerekmektedir. Aksi taktirde bir daha ki seçime muhalefet yapacakları bir parti ve daha ileriki bir dönemde ülke kalmayacaktır.
Sonuç olarak mevcut iktidarı desteklemeyen, teslimiyetçi zihniyetin dışlandığı, modern düşünce ve hayat tarzının geçerli olduğu, Atatürk’ün izinden giden son kaleler diye nitelendirilen bölgelerin üzerinde oynanacak bir satranç oyununu çok iyi takip etmeleri ve piyon durumuna düşmemeleri gerekmektedir. Çünkü Türkiye’nin yeni Samsunları bu bölgeler olacaktır. Bu da boş durarak, bekleyerek değil, ancak çalışarak ve fikir üreterek olur.
25.07.2007

ESKİ TARİHLİ MAKALELERİ DERNEK ARŞİVİNDEN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ
