Makaleler

 

Halk Denizinde Boğulacaksınız

Makaleler >>

Bir yanda emperyalist devletlerin sözcüleri; beri yanda içimizde ki gerici ve bölücülerin temsilcileri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Türk ulusunun ve ezilen ulusların yol göstericisi Mustafa Kemal Atatürk’e saldırıyorlar

Dışarıdaki emperyalistler ve içimizdeki gerici, bölücüler ile sözde “insan hakları savunucuları”, “liberal demokratlar”, “solcular”, numaracı cumhuriyetçiler sözbirliği etmişlercesine her gün yeni bir laf yumurtlayarak, hergün bir başka yalana sarılarak; Türk Ulusunun gönlünde, fikrinde, eyleminde kök salmış Mustafa Kemal Atatürk sevgisini, yok edeceklerini sanıyorlar!

Onlara bakarsanız;

Atatürkçülüğün modası geçmiştir.

Bağımsızlık çok gerilerde kalmış ilkel yöneticilerin önem verdiği; günümüz koşullarında geçerliliğini yitirmiştir.

Türkiye, “Ilımlı İslam” ı tercih etmeli ve ona göre yeniden yapılanmalıdır.

Atatürk’ün laiklik anlayışı terk edilmeli, tekkeler, zaviyeler, ocaklar yeniden açılmalıdır.

Dini cemaatler, vakıflar denetim altından çıkarılmalıdır.

İsteyen istediği dini inandığı gibi yaşamalıdır.

Türbanlı kadınların okullarda ve kamuda görev yapmalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Devlet, ekonomiden elini ayağını çekmelidir.

Ekonomi, özel sektörün insafına bırakılmalıdır.

Atatürk’ün fotoğrafları resmi dairelerden indirilmelidir.

Kemalizm’in ön gördüğü halkçılığın, devletçiliğin, devrimciliğin, milliyetçiliğin, cumhuriyetçiliğin ve laikliğin küresel dünyada yeri yoktur; bu ilkeleri sahiplenmek ve korumak ilkelliktir, tutuculuktur; ilerlemenin, büyümenin önünde en büyük engeldir!

* * *

Onlar, ulus devleti yıkarak, ulus ekonomisini ortadan kaldırarak sömürmenin, daha çok kazanmanın; dikensiz gülbahçesini yaratacaklar.

Onlar, Kemalizm’i yıkmadan ezilen ulusları sömüremeyeceklerini, milli devletleri haritadan ve dünyadan silemeyeceklerini biliyorlar.

Onlar, Kemalizm’in Türk ulusuna ve ezilen uluslara yön verdiğini, ilham verdiğini biliyorlar.

Onlar, Kemalizm’in bağımsızlık bayrağı dalgalandıkça, küreselleşmenin açık adı ile yeni emperyalizmin amacına ulaşamayacağını da biliyorlar.

Hani, Batı’nın Türkiye’yi savunduğunu ileri sürenler var ya; külliyen yalan söylüyorlar. Batı’nın direktifleri ile büyüyen, kalkınan bir ülke var mı?

Mustafa Kemal Atatürk, neden Batı’yla savaştı?

İsmet İnönü, Lozan’da Batı’nın kapitülasyon ısrarını yenmek için neden uğraşı verdi?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Batı’nın elindeki demiryollarını, yer altı ve üstü madenlerini neden kamulaştırdı?

Yabancı sermayenin Türkiye’ye girişine neden çekinceler koydu?

* * *

Gericiler, Türkiye’ye hilafetin yeniden getirilmesinin önündeki en büyük engelin Kemalizm olduğunu biliyor. Din devletini kurmanın, Atatürkçülüğü ortadan kaldırmak yoluyla mümkün olacağını da biliyorlar.

Yakın tarihimizi inceleyin, ne zaman Türkiye’yi büyütecek, Türk ulusunu zenginleştirecek, refah ve mutluluğuna neden olacak yatırımlar hayata geçirilmeye başlamışsa, hemen gerici ayaklanmalar da harekete geçirilmiştir. Bu yönüyle Türkiye’de ki gericilerle, emperyalist devletlerin çıkarları her zaman birleşmiştir.

İngilizlerin kışkırttığı Şeyh Sait ayaklanması geçmişte nasıl Kerkük ve Musul’u kaybetmemize neden olmuşsa, gelecekte de AB’ye girme kozu olarak Kıbrıs ve Ege’de ki haklarımızın gasp edileceği bu günden görülmektedir.

* * *

Bölücülerin, emperyalizmin oyuncağı olmasından öte uşağı olduğunu bilmeyen, duymayan iyi niyetli insan varsa; ya kördür ya sağır ya da kör cahildir.

ABD’ye sırtını dayayan bölücüler; Kemalizm’in “ne mutlu Türküm diyene” sözündeki kardeşliği, birleştiriciliği anlamamakta ısrar ederken, Batı’nın emperyalist amaçlar için hazırlayıp sınırlarını çizdiği devleti kuracaklarını hayal etmektedirler.

Emperyalizmin böl, parçala, ufak lokmalar haline getir ve yönet politikasının kuklası olan ayrılıkçılar da kaderlerini, emperyalizmin başarısına terketmişlerdir. Kendilerini, büyük bir hüsranın beklediğinden habersizlerdir.

* * *

“Solcular!”; hani 60’lı-70’li yıllarda “yaşasın tam bağımsız Türkiye” diye sokakları inleten; Samsun’dan Ankara’ya Türk Bayrağı ile yürüyen onbinler; “ordu-millet el ele milli cephede” sloganlarını duvarlara yazan inançlı, mücadeleci, yurtsever gençler; ABD’nin, Wietnam’da ki katliamlarını protesto eden; ikili antlaşmalarının iç yüzünü görüp isyan eden; ABD’nin askerlerini Dolmabahçe’de denize atan yurtsever “solcular” neredesiniz?

Vatanını savunmayan, kaynaklarına sahip çıkmayan, sömürüye karşı durmayan, bağımsızlığını koruyamayan, ortaçağ kurumlarını tasfiye etmek için mücadele etmeyen solcu olur mu?

Çin hükümeti, çocuklarının öğrenmesi için Atatürk’ün insanlık tarihine ve Türk ulusuna kazandırdıklarını kitaplarına taşıyor; Norveçliler, “Atatürk gibi düşün” diyerek, içinden çıkılamayacak işlerin başarılmasında örnek kişi gösteriyor; Türkiye’nin “solcuları”, ortaçağ düzenine son vermiş, dünyanın ilk kurtuluş savaşına önderlik ederek, emperyalizmin yenilmezliği efsanesini yıkmış Mustafa Kemal Atatürk’ü küçük burjuva devrimcisi olarak görmekten neden inat ederler anlayamıyorum.

Solcu, anti-emperyalisttir.

Solcu, anti-kapitalisttir.

Solcu, bağımsızlıkçıdır.

Solcu, birleştiricidir.

Solcu, yurtseverdir.

Solcu, her türlü gericiliğin karşısındadır.


“Solcu” olduklarını ilan edenlere bakıyorum!

Kimi, AB’yi öve öve bitiremiyor!

Kimi, emperyalist devletlerin denetlediği sözde sivil toplum kuruluşlarından büyük yardımlar almakla övünüyor!

Kimi, ayrılıkçı teröristleri “gerilla” olarak görüyor!

Kimi, ortaçağ karanlığında kalmış dinci-şeriatçı söylemleri insan hakkı olarak yorumluyor!

Kimi, dinci-şeriatçı eylemleri, demokratik hareketler olarak kabul ediyor!

Kimi, vatanının bölünmesine, milletinin parçalanmasına karşı çıkanları “milliyetçilikle” suçluyor!

Kimi, bölücülerle-gericilerle ortak eylem düzenliyor!


* * *

Cumhuriyetimizi numaralayıp, Atatürk’ü ve O’nun dava arkadaşlarını yerden yere vuran, Batı’nın söylemlerini allayıp pullayıp paketleyerek göze ve gönüllere hoş gelen; aslında içi boş, özü karanlık parlak-cilalı sözlerle dillendirip, bolkeseden atan numaracı cumhuriyetçiler; sizi yakın tarihimizden tanıyorum.

Kurtuluş savaşımızda; “elimizde yok, avucumuzda yok, bu halkın nesine güvenelim; en iyisi Batı’nın -daha doğrusu ABD’nin ya da İngiltere’nin- mandasını kabul edelim” diyerek, esirliği, tutsaklığı, onursuzluğu, devletsizliği savunan Ali Kemaller gibisiniz.

Ne kadar ünlü olursanız olun, nedenli güçlü olursanız olun, ne kadar güzel yazarsanız yazın, ne kadar “özgürlükçü”, ne kadar “eşitlikçi”, ne kadar “paylaşımcı” olduğunuzu ispatlamaya çabalarsanız çabalayın,; ne söylemlerinize, ne eylemlerinize, ne yazdıklarınıza inanmıyorum.

Yapmacık, bencil davranışlar içindesiniz.

Bu toprağın, bu halkın insanı olmak yerine Batı’nın değerleriyle yatıp kalkıyorsunuz.

Halka nutuk atıyorsunuz, ama halka inanmıyorsunuz.

“Eşitlik” diyince ayrılıkçıların haklı olduğunu savunuyorsunuz.

“Demokrasi” deyince teröristi aklıyorsunuz.

Kadınlarımızı birinci sınıf yurttaş olmaktan çıkaran anlayışın bu topraklar egemen olmasında bir sakınca görmüyorsunuz.

Tekkelerin, zaviyelerin vakıfların, ocakların açılmasını, insan hakkı olarak görüyorsunuz.

Bağımsızlık, sizi hiç ilgilendirmiyor.

Batı ile birlikte Türk Ordusuna saldırıyorsun.

Atatürk’e, Türkiye Cumhuriyeti’ne, devrimlerimize sahip çıkan anlayışınıza hiç mi hiç tanık olmadım.

Dilerim sonunuz Ali Kemal gibi olmaz.

* * *

Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleri, ilkeleri bu milletinin özünden çıkmış; çağdaşlığı, uygarlığı, refah toplumu olmayı; çalışmayı, üretmeyi, paylaşmayı hedeflemiştir.

Bugün, bütün ödünlere karşın hala bağımsız bir ülke olarak varlığımızı sürdürebiliyorsak; ezilen ülkelerin örnek aldığı ülke olarak gıpta ile izleniyorsak; vatan toprakları üzerinde bunca satılmışlığa, bunca özelleştirmeye, bunca boşvermişliğe karşın hala fabrikalarımızdan duman tütüyorsa, işçilerimiz alın terini bu ulus için akıtıyorsa; laik ve demokratik Türkiye bütün oyunlara, bütün bozgunculuğa, bütün hainliğe karşın hala ayakta duruyorsa; vatan toprakları bunca ihanete, bunca gaflete, bunca dalalete, bunca şehide karşın korunuyorsa; halkımızın birliği ve dirliği akıl almaz hainliklere, tuzaklara karşın bozulmuyorsa; kadınlarımız dinci şeriatçı cemiyetlerin, derneklerin, vakıfların bütün pompalamalarına karşın hala Cumhuriyetimizin yurttaşı olarak çarşıda, pazarda, okulda, işte, yaşamda saçlarını savurarak dolaşabiliyorsa; Mustafa Kemal Atatürk’ün temellerini attığı ve O’nun arkadaşları ile ulusunun sahip çıktığı Kemalizm’in bu topraklarda ve bu insanların yüreklerinde kök salmasındandır.

Ey emperyalistler, ey gerici ve bölücüler, ey numaracı cumhuriyetçiler, ey dönekler, ey geçmişini inkar eden ”solcular”, ey nemelazımcılar, ey günümüz mandacıları; kalemini, beynini, düşüncesini satılığa çıkarmış aydınlar!

Boyalı basının yağcı, yağdancı, hilekar, bencil köşe yazarları; din bezirganları, hilafet ve padişah hayranları; vatan ve millet bölücüleri; yalancılar, hırsızlar, köşe dönücüler........

Kin kusan fikirlerinizi, hainlik kokan ifadelerinize devam edin.Vurun, yüklenin, kara iftiralarınızı tekrarlayıp durun, devran sizden yana.

Yazın, konuşun, anlatın.


Ama unutmayın, her kışın sonu mutlak bahar; her karanlığın sonu aydınlıktır.

Geçmişin Ali Kemalleri nasıl hesap verdilerse, günümüzün Ali Kemalleri de hesap vereceklerdir.

Bugün, Batı’nın desteğinde Kemalizm’e saldırarak düğün bayram edenler ile iftiracıları baş tacı edilenler gelecekte unutulmaya mahkumdurlar.

Ne sizin kalemşörleriniz; ağızları kan damlayan hatipleriniz, ne de isimlerinin önüne profesör unvanını koyarak çaka satan “aydınlarınız” tarihin gidişini tersine çevirebilir.

İnsanlık tarihi, ileri-geri ve yurtseverlik-hainlik örnekleriyle doludur.

İnsanlık; ilerici, çağdaş, kucaklayıcı, birleştirici; haklı, davasına inanmış devrimci kişilerin öncülüğünde ilerlemiştir.

Atatürk’e ve Kemalizm’e saldırarak, küçük görerek, iftiralarda bulunarak, çamur atarak birilerinin gözüne girebilirsiniz, milletvekili, bakan, hatta başbakan da olabilirsiniz; ama bu sizi büyütmez. Çıkarları için, kişisel menfaat sağlamak için birilerinin koluna girerek tarihin akışını durdurmak isteyenler hep kaybetmişlerdir.

Tarih, böyle kişileri; aşağılık yüzleri, sözleri ve isimleri sayfasına kalın ve silinmez harflerle eklemiştir. Tarihin karanlık sayfalarında yer alan bu isimler ve kişiler hep küçük kalmışlardır. Toplumun büyük çoğunluğu bunların hainliklerini unutmaz, ama kimdir, necidir, adı sanı nedir bilmez bile. Çünkü onlar unutulmaya mahkumdurlar. Çünkü onlar kişisel çıkarları için efendileri adına konuşmuşlar, yazmışlardır. Ama, halkın dediğini, milletin beklediğini, tarihin görev olarak verdiğini yerine getirenler hep büyümüşlerdir. Hep yaşamışlardır. Yaşacaklardır.

Mustafa Kemal Atatürk, halkın önüne geçmek yerine, Vahdettin’i kurtarmayı görev kabul etseydi, Atatürk olamazdı.

İşte bunun için Atatürk büyüktür.

Atatürk, bunun için büyük olarak kalacaktır.

Tarihe ve insanlığa yön vermeye devam edecektir.

Ezilen ulusların ve Türk Ulusunun ölmez önderidir.

Atatürk adını bu milletin yüreğinden, Kemalizm’i bu halkın beyninden çıkaracağını umut eden gafiller yanılıyorsunuz.

Halk denizinde boğulacaksınız.

Back

 

ESKİ TARİHLİ MAKALELERİ DERNEK ARŞİVİNDEN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ