Makaleler

Gidin biraz Mustafa Kemal Atatürk çalışın |
Eskiden “Bağımsız ve Demokratik Türkiye” diye bağıran, şimdi kimlik olarak yine solu kullanan, neoliberalleşen eski solcular, globalleşme rüzgarlarına kapılıp Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Türkiye’yi bölmeye çalışan dış güçler, onların işbirlikçileri, Kürtçüler ve İslam Cumhuriyeti kurmak isteyen tarikatçılarla birleşerek bir çok medyanın da desteği ile; “Kemalist İdeoloji çökmüştür” diyerek Mustafa Kemal Atatürk’e, Laik Demokratik Cumhuriyete kin ve öfkelerini kusuyorlar.
Bunların birbirleriyle çıkar ilişkilerimi vardır ki, RTE gibi, “değiştiler, gelişerek değiştiler” de el ele tutuştular. Hangi çıkar ülke ve toplum çıkarlarından daha önemli olabilir? Birimizin çıkarı hepimizin çıkarına bağlı değilmi?
Siz eski solcular Ahmet Altan’ın “Hadi Kemalist olalım” başlıklı yazısında; “Kemalizm,” halkın yönetime karışmadığı, halk tarafından seçilenlerin devletin direksiyonuna asla geçemediği demokrasisiz bir toplum projesidir.” diyen yazılarını onaylıyorsunuz. Papağan gibisiniz. Atatürk Devrimlerini kendi çıkarlarına uygun görmeyen emperyalist batının sözlerini tekrarlıyorsunuz.
“Kahrolsun emperyalizm” diye bağıran eski solcular; Dünyada ilk kez emperyalizm’e karşı savaş vererip kazanarak Bağımsız, Laik, Demokratik Cumhuriyeti kurup bizlere emanet eden kim? Üstelik o dönemin zorlu koşulları ve ortalık bu günkü gibi işbirlikçilerle dolu olmasına rağmen.
Kendimizin yargıcı olup,”Atatürk’ün bize teslim ettiği emaneti ne hale getirdik” diye düşünmemiz gerekirken Kemalist İdeolojiye saldırma kolaycılığına sığınıyorsunuz.
Atatürk’ün ölüm yılı olan 1938 den sonra 10 Kasımlar da, milli bayramlarımız da “Atam izindeyiz” diyen hangi iktidar ve yandaşları Kemalist İdeolojiyi yaşatarak geliştirme cesaretini gösterdi ki Kemalist İdeoloji çöksün.
Hangi iktidarın hedefi koltuk sevdası yerine ülke sevdası oldu Atatürk gibi?
Hangi iktidarın lideri ve ekibi, hangi şimdi kendisine Türkiyeli diyen aydınlar, bu gün yaşasaydı 126 yaşında olması gereken Atatürk kadar; Türkiye Coğrafyasını, Türk Toplum Yapısını, emperyalizmin uzun vadeli planlarını da göz önünde bulundurarak günümüz koşullarını görebilecek kadar uzun hedefli kararlar alabilmiş?
Halkı sosyal haklarından yoksun bırakıp, demokrasiyi kendi çıkarları doğrultusunda değerlendiren, sadakayla yalanlarını oya dönüştürenlerle beraber olup halkın özgür iradesinden, demokratik seçimlerden mi bahsediyorsunuz?
Son dönemlerde iktidar ve yandaşları tarafından en çok telaffuz edilen demokrasi kelimesinin ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda kullanılırsa anlamı var.
O çok öykündüğünüz, örnek aldığınız Batı’da, Özgürlükçü Demokrasinin sınırlarının ulusal çıkarlarının sınırlarına kadar olduğunu bilmiyormusunuz?
“Artık bu gün demokrasi düşüncesi durmadan yükselen bir denizi andırmaktadır. XX. Yüzyıl birçok zorba hükümetlerin bu denizde boğulduğunu göstermiştir. Demokrasi, ilkesi egemenliği kullanan araç ne olursa olsun temelde ulusun egemenliğine sahip olmasını ve sahip kılınmasını gerektirir.” Diyen Atatürk’den öğrenmemiz gereken o kadar çok şey var ki.
Osmanlı Devletini türlü entrikalarla parçalayarak tarih sahnesinden sildiklerini ve Türkiye’yi ele geçireceklerini sandıkları an Mustafa Kemal’e toslayan Batı’nın çıkarları doğrultusunda Kemalizm’e karşı öfke, kin ve korkusunu, anlayabilirim. Ancak bu gün, 21. yüzyılın başlarında aynı korkuyu bizlere pompalamaya çalışan ve oyuna gelerek aynı korkuyu papağan gibi dile getiren sözde aydın Türk Vatandaşlarını ve aynı koraya iştirak eden AKP Hükümetini anlamam mümkün değil.
Kendilerine Türkiyeli diyenler, biz Türk’ler Atatürkden vaz geçmeyiz. Ne anayasamızdan ne tarihimizden ne de gönlümüzden Atatürk’ü silemezsiniz.
Bence gidin biraz Mustafa Kemal Atatürk çalışın.
Back

ESKİ TARİHLİ MAKALELERİ DERNEK ARŞİVİNDEN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ
