Makaleler

Atatürk ve Din |
Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu güne kadar yanyana getirilip birinin gözünden diğerinin eleştirel akıl ve bilimsel yöntem ile aydınlatılması ve yaşama geçirilmesi gereken olgulardan biri dindir. Yıllardır geniş halk kitlelerinin bu alandaki ihtiyaçları bilim çevrelerinin konusu olmadığından ( bilinezmezlik alanı ) yeterli ilgi ve araştırmadan yoksun bırakılmıştır.
İnsanlık tarihi boyunca insan kendisine, yaşadığı doğaya ve evrene ilişkin sorularının cevabını bulabilmek ve kendisini bu sürecin bilinçli bir parçası yapabilmek için sayısız yöntem icat etmiştir. Bu yöntemlerinin kimini terk etmiş kimini başının tacı yapmış kiminin ise içerisinde esir durumuna düşmüştür.
Bilimin konusu olmayan inanç veri tüelleri Atatürkçü bir bilinç ile yeniden yapılandırılması gerekirken bu alan bu konuda bilgisi ve fikri olmayanların istilasına uğramış ve yüksek Türk Kültürünün içine salınan bir virüs programı gibi çalışmaya başlamıştır. Unutulmamadır ki yaşamın hiçbir alanına ilgisizlik kabul edilemez.
“Bu dünyada herşey insan kafasından çıkar. Bir insan kafasının ifade edemeyeceği hiçbir şey düşünemiyorum.” M.Kemal Atatürk
Fikirlerini ve uygulamalarını kendimize yol gösterici aldığımız Yüce Atatürk bu konu ile yakından ilgilenmiş ve Türk Milletini ışığı ile her zaman aydınlatmıştır. 1938'den sonra yerin altına giren karanlık çağın temsilcileri yavaş yavaş gün ışığına çıkıp zamanla palazlanıp ve içeriden dışarıdan destek buldukça Yüce Atatürk'ün bu muhteşem eserinin içine sızmışlardır.
Yüzyıllardır toplumları pençesinin içerisine alan karanlık fikirler, ideolojiler, dogmalar insan aklını kendilerine esir etmeye çalışmışlardır.
“Kara bağnazlık seni parçalamaya kalksa bile, başını vereceksin fakat eğilmeyeceksin.” M.Kemal Atatürk
İnsan aklı bugün bu yolda tüm alanları yeterince aydınlatamamakla birlikte gelecekte bu araştıran akılları tatmin edecek yöntemleri bilimsel araştırmalarla elbette elde edecektir. İnsan bu doğa yasalarının bilincine ve teknolojisine ulaşmakla doğayı kendi için değiştirebilmekte ve özgürleşme sürecinde yol almaktadır. Burada kullanılacak tek yöntem doğa yasalarıdır. Bunu okuma dilide bilim dilidir.
Ancak bilimsel ve akılcı bir bilgilenme yolu ile doğanın gizemine girilebilir ve ondaki gerçeklik bulunup ortaya çıkarılabilir.
Bununla birlikte insanın erdemi ve bilgeliğide akıl ve yaşam dışından değil somut insan ilişkilerinin içinden ve yaşamın gerçekliğinden oluşturulmalıdır.
Türkçe düşünüp Türkçe yaşadığımız bu kutsal topraklarda Tanrıya Türkçe ulaşıp bilinçli bir yaklaşımla Tanrıya inanmak asıl yöntem olması gerekirken bugün varılmak istenen tablo maalesef bundan çok uzaktadır.
Şu anda uygulamalarını canlı seyrettiğimiz küreselciler yaşadığımız dünyayı fikirsizlik köyüne doğru götürülürlerken evreni sorgulamaya yarayan tek çıkışımız olan bilim ve aklı ellerimizden almanın nice yöntemlerini geliştiriyorlar.
“Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” bir millet olarak kendi dinimizi kendi dilimizle kendi bilim insanlarımızla araştırmak, anlamak varken hayatı boyunca bu konuda hiçbir araştırma yapmamış, okumamış, eğitim ve öğrenim sürecinden geçmemiş; cahil, yobaz ve bunun gereği olarak kendi dininden, dilinden utanan onu küresel güçlerle birlikte sulandırmaya, değiştirmeye yeltenen maşaların ancak Atatürk'ümüzün önemle üzerinde durduğu gibi bilimsel ve akılcı yolla bertaraf edebiliriz.
Back

ESKİ TARİHLİ MAKALELERİ DERNEK ARŞİVİNDEN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ
