Makaleler

 

Çankaya'da çay ve bağımsızlık gülü

Makaleler >>

 

Ateşi ve ihaneti gördük.

Ve yanan gözlerimizle durduk

Bu dünyanın üzerinde”

……………..

Ateşi ve ihaneti gördük.

Dayandık,

dayandık her yanda,

dayandık İzmir’de Aydın’da,

Adana’da dayandık,

Dayandık, Urfa’da, Maraş’ta, Antep’te

………………….

Ateşi ve ihaneti gördük.

Düşman ordusu yine başladı yürümeye.

Akhisar, Karacabey,

Bursa ve Bursa’nın doğusunda Aksu,

çarpışarak çekildik.

920’nin

29 Ağustosu:

Uşak düştü.

………………………………..

1920 Şubat, Nisan, Mayıs,

Bolu, Düzce, Geyve, Adapazarı:

İçimizde Hilafet Ordusu,

Aznavur isyanları.

Dünyanın emperyalizme karşı verilen en haklı bağımsızlık savaşına en güzel destanı yazan Nazım Hikmet böyle dillendirir kara günleri “Kuvayi Milliye destanı”nda. Öyle güzel dillendirir ki her okuyuşumda gözlerim dolar, yüreğim burkulur. 85 yıl önce içten ve dıştan kuşatılmış, yok yoksul bırakılmış, tutsak edilmiş bir halkın, destanlar yaratarak bir ulusu yoktan var eden Kemal’in Askerleri’nin destanıdır “Kuvayi Milliye Destanı”


Hem küresel iklim değişikliklerinin yol açtığı kuraklıkla, hem de bölgemizi ve ülkemizi kuşatan sorunlarla kavrulup, yandığımız cehennem gibi bir Ağustos ayı geçiriyoruz. Bahçemdeki güller de aldı nasibini sıcak esen çöl rüzgarından. Solup sarardılar. Sıcaklıklar gölgede bile 40 dereceyi aşıyor bir çok yerde. Hareket etmekte bile zorlandığımız, kaçacak gölge aradığımız bu günlerden geriye bakıp o günleri düşünüyorum.

Bugün başka pazarlıklara, çekişmelere sahne olan Çankaya’da 85 yıl önce yine sıcak bir ağustos günü ülkenin ölüm kalım mücadelesi verdiği o günlerde, yerli, yabancı katılımcılara, gazetecilere Mustafa Kemal Paşa’nın Çankaya’da bir çay daveti olduğu duyurulmuştu. Ancak onu Çankaya’da arayanlar boşuna bekleyecekti. Yaveri Cevat Abbas ve birkaç yakın silah arkadaşıyla paylaştığı ve planlarını daha önce İsmet Paşa ile yaptığı Büyük Taarruz emrini vermek üzere çoktan Kocatepe’nin yolunu tutmuştu. Şairin ünlü dizelerinde yer aldığı gibi..

Dağlarda tek

tek

ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

Şayak kalpaklı adam

Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

Güzel, rahat günlere inanıyordu

Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında

Birdenbire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saati sordu.

Paşalar” üç “ dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar

eğildi, durdu.

Bıraksalar

İnce, uzun bacaklarının üstünde yaylanarak

Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon ovasına atlıyacaktı. “

Büyük komutan Kocatepe’den Afyon ovasına değil bu yurdun bağımsızlığı için ölüme atlayacak kararlılıktaydı. Onun zafere gidişini görüp durdurmaya çalışan yabancıların görüşme talebine yanıtı “9 Eylül’de İzmir’de buluşuruz” olmuştu. Büyük zaferin ardından ise “ Ben sözümü tuttum. Ama görüşmeyi isteyenler gelmedi” diyecektir.


Mustafa Kemal’i Çankaya’da çayda arayanlar, Kocatepe’de buluverdiler. Mustafa Kemal bir ışık. Onu karanlığa hapsedemezsiniz. Her an her yerde karşınıza çıkabilir. Geçmişte emperyalizmin oyununu bozan komutan bugün de yaşamı, düşünceleri ve eylemleriyle hala yol gösteriyor hepimize. Yine bir Otuz Ağustos geliyor. Onunla birlikte canları pahasına savaşanlar, bu yurdu bize verenler 30 Ağustos Perşembe günü saat 9.00'da yapılacak törenlerle anılacak.. Ülkemizin her yanında bağımsızlık gülleri yeşertenleri Ceyhun Atıf Kansu’nun “Bağımsızlık Gülü” şiiriyle selamlıyorum.

Yerden alıp o gülü

Hangi gülü

Bir topçu neferinin

Sakaryalı yaz toprağında

Sıcak kan gülü.


Alıp koklamak o gülü

Hangi baharda?

Türkçenin özgür kırlarında

Türkülerde burcu burcu

Bilgeliğin ana gülü!


Bir basmadan alıp o gülü

Hangi basmadan?

Nazilli fabrikasından

Pamuğumuzdan, emeğimizden

Dokuduğumuz halk gülü


Hoyrat ellerinden alıp o gülü

Hangi ellerden?

Uzak Teksaslı çobanların

Bilmediği, uğruna can vermediği

Türkiyeli o çileler gülü


Yerine koymak, kutsamak o gülü,

Hangi yerine?

Mustafa Kemal’in bahçesine

Bir ulusun suladığı beslediği

Yediveren bağımsızlık gülü.


Emperyalizmin bin bir türlü oyununa karşı yediveren bağımsızlık güllerini sulamayı sürdürelim. Bağımsızlığımıza giden yolda en önemli adımı atanları bayraklarımızla selamlayalım. Büyük zaferin 85. yılında bulunduğumuz yerdeki Atatürk Anıtına giderek onları saygıyla hatırlayalım. Bizim için yaptıkları karşısında çok şey mi istemiş olurum?....


Back

 

ESKİ TARİHLİ MAKALELERİ DERNEK ARŞİVİNDEN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ